Bir sistemin işlemesi için belli miktarda enerjiye ihtiyaç vardır. Bir bilgisayar sisteminde de, sistem bileşenlerine ...
Devamı için tıklayınız.
Günümüzde ATX standartlarına göre üretilen güç kaynaklarının ATX, ATX 12V ve EPS 12V olmak üzere üç ana tasarımı mevcuttur denebilir. AT standardının yerini alan ATX, ATX kasa ve anakartlarla uyumludur. ATX 12V, fiziksel olarak orijinal ATX güç kaynağının aynısı olsa da, anakart güç konnektöründe 20-pin yerine 24-pin bulunur. Intel SSI (Server System Infrastructure/Sunucu Sistemi Altyapısı) tarafından giriş seviyesi sunucu güç kaynakları için spesifize edilen EPS 12V ise, ATX 12V’nin kullandığı anakart yuvasını ve buna ek olarak sekiz pinlik 12V anakart güç konnektörü kullanır. Fazladan yalnızca tek konnektöre sahip olduğundan pek çok güç kaynağı üreticisi hem ATX 12V hem de EPS 12V ile uyumlu modeller üretmeye çalışırlar.
Güç kaynakları bir sisteme sağlayabildikleri maksimum gücün Watt cinsinden ölçümüyle sınıflandırılırlar. Watt değerinin fazla olması, sistemin iyi beslenmesi anlamına gelse de, gerekenden fazla Watt değeri de boşa enerji harcanmasına neden olur. Güç kaynaklarında tipik güç eriminin genel olarak 300 Watt ile 500 Watt arasında değiştiği söylenebilir ancak özellikle SLI ya da CrossFire gibi çoklu ekran kartı kullanan oyuncuların tercih ettikleri güç kaynakları kimi zaman 1000 Watt’a kadar çıkabilmektedir. Ayrıca son yıllarda ekran kartlarının güç ihtiyaçlarının çarpıcı biçimde artması, AGP ve PCI Express slotlarının özellikle bazı tepe modellerinin güç ihtiyacını karşılayamamasına neden olmuştur ve 2004’ten sonra üretilmiş olan PCI Express tabanlı ekran kartları güç ihtiyaçlarını doğrudan 6 ya da 8 pinlik PCI Express güç kablosundan karşılamaya başlamışlardır.
Temel işlevi sisteme güç sağlamak olan güç kaynaklarının bir diğer işlevi de, işlemci ve ekran kartı gibi bileşenler yüzünden kasanın içinde oluşan sıcak havanın dışarı atılması olduğundan, PC’nin soğutma sürecinde önemli bir rol oynarlar. Bazı tepe model güç kaynaklarında bunun için iki hatta üç fan bulunabilir. Ancak verimlilik oranına bağlı olarak güç kaynağı, tam tersine PC’nin ısınmasına neden olan etkenlerden biri haline de gelebilir. Şebekeden aldığı dalgalı akımı (AC), doğru akıma (DC) dönüştürerek sisteme dağıtan güç kaynaklarının verimlilik oranları genelde %75 civarındadır. Bu da 75 Watt doğru akım üretebilmek için 100 Watt dalgalı akıma ihtiyaç duydukları anlamına gelir. Kalan 25 Watt ise ısı olarak açığa çıkar. Yüksek verimliliğe sahip güç kaynaklarının ise doğrudan kullandıkları güç miktarı düşerken buna bağlı olarak soğutma için de daha az güç gerektirirler.
Birçok üretici tarafından ortak standart olarak kabul edilen 80 PLUS sertifikası, güç kaynaklarının verimliliğini onaylar. 5 farklı derecede verilen bu sertifikalar (Standart, Bronze, Silver, Gold, Platinium) verimlilik oranlarını ispatıdır. Bir güç kaynağının, en düşük dereceli “80 PLUS Standart” sertifikası alabilmek için kaldırabildiği tüm yükler altında %80’in üzerinde verimliliğe sahip olması gerekmektedir.
Güç kaynaklarında bulunan en önemli özelliklerden biri olan PFC’nin (Power Correction Factor/Güç Düzeltme Faktörü) fonksiyonu, güç kaynağının elektrik sisteminden harcadığı yükü azaltmak ve böylece şebeke optimizasyonunu sağlamaktır. PFC aktif ve pasif olmak üzere ikiye ayrılır. Pasif PFC, güç gerektirmeyen bileşenleri kullanarak güç faktörünü 0,60 ve 0,80 arasında bir yerde tutar. Aktif PFC ise entegre devreler, transistörler ve diyodlar gibi elektronik bileşenleri kullanarak güç faktörünü 0,95’in üzerinde tutarak, ideal durum 1’e yaklaştırır.
Bir güç kaynağı seçerken öncelikli olarak sistemin kullanım amacının ve güç ihtiyacının belirlenmesi önemlidir. Yanlış ya da kalitesiz güç kaynağı seçimi bilgisayardan alınabilecek verimi düşürebilir, fazladan elektrik harcanmasına neden olabilir ve güç ihtiyacını karşılayamadığı anda bilgisayarın kapanmasına, kimi verilerin kaybolmasına, hatta işletim sisteminin bozulmasına yol açabilir.